Kamuoyunu yakından ilgilendiren bu haberde, Savaş konjonktürü ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı sıkı para politikasına rağmen kredi büyüme ivmesinde beklenen daralma gerçekleşmedi.
Savaş konjonktürü ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı sıkı para yaklaşımsına rağmen kredi büyüme ivmesinde beklenen daralma gerçekleşmedi. TCMB’nin haftalık verileri, savaş evvelsi seviyelerdeki kredi büyüme oranlarının tüm sıkılaştırma tedbirlerine rağmen korunmaya sürdürdüğini ortaya koydu.
Bankacılık alanü kaynakları, kredi arzında belirleyici faktörün istek değil, TCMB’nin bankalara tanıdığı büyüme kotaları gerçekleştiğunu vurguluyor. Savaşın yarattığı belirsizlik ve artan faiz maliyetlerine rağmen kredi musluklarının açık kalması, ekonomik direncin bir göstergesi olarak yorumlanırken, enflasyonist baskılar açısından da yakından takip ediliyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan idareindeki Para Yaklaşımsı Kurulu (PPK), savaş sürecinde iki zirvesını pas geçerek politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Buna karşın bankaların fonlama maliyetleri oran olarak 40 seviyelerine yükseltildi. Bu tablo kredi faizlerine doğrudan yansısa da kredi kullandırımını durduramadı.
TCMB’nin 24 Nisan 2026 haftası verilerine göre, 13 haftalık yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış toplam kredi büyüme oranı oran olarak 34,37 olarak meydana geldi. Bu oran, savaşın hemen öncesinde (27 Şubat haftası) kaysöyledilen oran olarak 34,84 seviyesine gerçekleştikça yakın seyrediyor.
Aşamateki dalgalanmalar incelendiğinde ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Savaş evvelsi dönemde toplam kredi büyümesi oran olarak 34,83, tüketici kredileri yüzde 41,85, ticari krediler ise yüzde 31,26 seviyesindeydi. Savaşın ilk ayında belirsizlik nedeniyle toplam büyüme oran olarak 28,46’ya geriledi. Ardından toparlanma dönemiyle birlikte büyüme yeniden hızlanarak oran olarak 34,37’ye ulaştı.
Bilinmesi Gereken Detaylar
Savaş süreciyle birlikte tehlike primlerinin artması ve TCMB’nin sıkılaştırması, ticari kredi faizlerini oran olarak 50 bandının üzerine taşıdı. 28 Şubat evvelsinde yüzde 36-41 bandında işlem gören ticari kredi faizleri, maliyet baskısıyla birlikte rekor seviyelere çıktı. Savaş ateşkes ve müzakere dönemine girilmiş olsa da faizlerde henüz bir düşüş gözlemlenmedi.
İhtiyaç kredilerinde de faizler yaklaşık 1 puanlık ek yükseliş yaşadı. Buna rağmen bankacılık alanü kaynakları, kredi iştahının her dönem mevcut olduğunu ancak kullandırımın bankaların kendi limitlerinden ziyade TCMB’nin belirlediği 8 haftalık büyüme sınırları doğrultusunda şekillendiğini açıkladı. Bankalar, istek olsa bile regülasyon limitleri dahilinde kredi vermeye sürmektedir.
Sonraki Adımlar
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verileri, kredi büyümesinin yalnızca oranlarda değil mutlak değerlerde de güçlü olduğunu teyit ediyor. 24 Nisan 2026 haftası itibarıyla alan verileri şu şekilde ortaya çıktı:
Toplam TL krediler 16,02 trilyon liraya ulaştı. Geçtiğimiz yılın aynı haftasında bu rakam 11,12 trilyon lira seviyesindeydi. Tüketici kredileri 3,18 trilyon liraya yükselirken geçtiğimiz yıl aynı dönemde 2,23 trilyon lira olarak kaysöyledilmişti. Taksitli ticari krediler ise 2,84 trilyon liraya geldi ve geçtiğimiz yıl 1,82 trilyon lira seviyesindeydi.
Geçtiğimiz yılın aynı haftasına göre toplam kredilerde oran olarak 44,06, tüketici kredilerinde yüzde 42,6, taksitli ticari kredilerde ise yüzde 56,04 artış kaysöyledildi. Bu veriler, savaş ve sıkı para yaklaşımsına rağmen reel alanün ve tüketicinin krediye erişimde kayda değer bir kısıtlama yaşamadığını gösteriyor.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Kredi büyümesindeki direnç yalnızca nakit kredilerle sınırlı kalmadı. TCMB verileri, kredi kartı harcamalarının savaş evvelsi dönemi geride bıraktığını gösteriyor. 24 Nisan haftasında 13 haftalık yıllıklandırılmış toplam kredi kartı büyümesi oran olarak 52,6’ya yükseldi.
Kurumsal kredi kartı büyümesinde kayda değer artış meydana geldi. 27 Şubat haftasında oran olarak 44,20 seviyesinde olan kurumsal kredi kartı büyümesi, 24 Nisan haftasında yüzde 66,27’ye ulaştı. Bireysel kredi kartı bakiyesi 3 trilyon lirayı aşarken kurumsal kredi kartı bakiyesi 935,1 milyar liraya yükseldi. Geçtiğimiz yıl aynı haftada bireysel kredi kartı bakiyesi 2 trilyon lira, kurumsal kredi kartı bakiyesi ise 611,6 milyar lira seviyesindeydi.
Bu veriler, ticari tesirnliklerin nakit akışının kredi kartları üzerinden finanse edilmeye sürdürdüğini kanıtlıyor. Bankacılık alanü kaynakları, bilhassa ticari tarafta kredi ile işlerin yürümeye sürdürdüğini ve TCMB’nin belirlediği sınırlar dahilinde büyümeye devam edildiğini vurguluyor.
Savaş ve sıkılaşma gölgesinde kredi musluklarının açık kalması, ekonomik direncin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Buna karşın bu tablo, enflasyonist baskılar açısından da yakından takip ediliyor. TCMB’nin kredi büyüme amaçlerine yönelik önümüzdeki dönemde vereceği sinyaller, piyasanın yönü açısından belirleyici olacak.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak. Bu çerçevede yürütülen sıkı para yaklaşımsında kredi musluklarının savaş gibi olağanüstü bir dönemde bile tam olarak kısılmamış olması, istek tarafındaki enflasyonist baskıyı canlı tutabilir. Bankaların TCMB kotası dahilinde kredi verme zorunluluğu, piyasa koşullarındaki doğal soğumanın önünü kesiyor olabilir.
Kamuoyu, konuyla ilgili yeni açıklamaları bekliyor.

